hepimiz deve kuşları matinesinde hayat talimi yapıyoruz.
Velveleli bir aşk hayatım yok. Daha doğrusu bir hayatım yok. Melankolik, kafası uçuk bir tip olduğum düşünülmesin. Gerçi düşünülse bile benim için kaç yazar mevzusu da pek oramda buramda değil. Canımı sıkan şeyleri anlatsam tam şu saniye, göz göre göre kendi pimimi çekerim. Bunu biliyorum. Bu dalaverenin feci şekilde farkındayım. İşin aslı neden buradayım pek bilemiyorum. Sanırım puştperestler diyarında tekil kalmak fazlasıyla canımı sıkmaya başladı. Tekillik şu hayatta en işe yarar durum aslında. Ama savruk biri olduğumdan bundan bile şikayet edecek tarzda bir haytayım. Koştuğum her yolun bir süre sonra beni bir maratona çıkarması ruhumu yormaya başladı. Dayanak olacak bir şeyler arıyorum belki. Ya da içimdeki batıklarda yitirdiklerimi soruşturuyorum. Ne yaptığımı inanki ben de bilmiyorum. Kendimi kurtaramıyorum. Başkasını kurtarmayı düşünmek de bu yüzden aptalca geliyor bana. Birisi hep ‘kendini kurtarmayı başaramayan kimseyi kurtaramaz’ derdi. Haklı. Zaman...